Pana Film şu aralar bir ses getirecek nitelikte olduğu söylenen bir film çekiyor biliyorsunuz; Kurtlar Vadisi Filistin. Filmin ilk çekimlerine Adana/Tarsus'ta başlanmış, bu proje için büyük paralar feda edilmişti. Fakat, sette ciddi bir aksilik oldu ve filmin yarısı büyük zarar gördü. Negatif filmler banyo ettirilirken yanlış kimyasallar kullanılması sonucu film yandı ve çekilen sahneler de büyük paraları da beraberinde götürerek çöpe gitti.
Bu haberler basında yankı buladursun, Pana Film'den beklenen gerekli açıklama geldi. Açıklama şöyleydi; ''BASINA VE KAMUOYUNA
Kurtlar Vadisi Filistin sinema filmiyle ilgili maalesef basında yer aldığı gibi bir kaza söz konusudur. Filmlerle ilgili çok ciddi bir hasar meydana gelmiştir. Ancak filmin tamamı değil, bir kısmı hasar görmüştür. Bu kazanın sorumlusundan maddi-manevi kayıplar tazmin edilecektir. Kurtlar Vadisi Filistin ekibi, yine özveriyle çalışarak bu sahneleri yeniden çekecektir. Basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz. ''
Bu açıklamayla basında yankı bulan haberlerin de asılsız olmadığı açıklanmış ve kanıtlanmış oldu. Pana Film'in zararı büyük. Yanan sahneleri tekrar çekmek için tekrar büyük meblağları feda etmek zorunda. Bu da bir film şirketi için öyle kolay olan birşey değil. Ama tebrik etmek lazım. Herkes filme devam etmeyi göze alamazdı.
Şimdi filmi bir yana bırakıp, şirketin dizisine dönelim. Dizinin Star TV'den ATV'ye geçtiği açıklanmıştı. Ama bu kanal değişimleri yüzünden dizinin izleyici kitlesi kabak tadını almaya başladı doğrusu. Ayrıca son bölümlerde dizide gerçekten sağlam duran karakterlerin reyting uğruna öldürülmesi, hele de sezon finalinde İskender Büyük adlı karakteri feda etmeleri gerçekten saçmalık ötesi oldu ve karakterin hayranları tarafından hiçte iyi karşılanmadı.
Bu değeri yüksek karakterlerin diziden çıkarılmasını ben feda etme olarak değil, yazacak birşeyler bulamadıklarından reyting uğruna 'harcanması' olarak değerlendiriyorum. Zira ''İskender Büyük'' adlı karakter, içinden çıkılması mümkün olmayan durumlardan senaristler tarafından çıkarılmış, üstüne üstlük Kurtlar Vadisi Gladio filminde şeker hastalığı yüzünden felç bıraktırılıp, dizide tekrar ayağa kaldırılmıştı. Şimdi bu olayları irdeledikten sonra bu karakterin kolayca ele geçirilip, basit bir şekilde asılarak öldürüldüğünü ve diziden çıkarıldığını düşünürseniz, gerçekten dizi senaristlerinin çok büyük hata ettiklerini mutlaka anlarsınız.
Bu olaylardan sonra Pana Film'in anlayışını çözmemek elde değil. Çok beğenilen ve sevilen karakterlere önce film çekiliyor, paralar alınıyor cebe. Sonra da saçma sapan bir şekilde diziden çıkartılıyor. Bunun ilk örneğini ''Muro'' karakterini canlandıran Mustafa Üstündağ'da yakaladık. Karakterin filmi çekildikten sonra çok basitçe bir şekilde diziden savrulup atılıverdi. Bunlar bir yana senaristlerin ikinci büyük hatasıda, sürekli bir karakter üstüne yoğunlaşıp adeta o karakteri 'Tanrılaştırmak' tı. ''Polat Alemdar'' karakterinden bahsediyorum. Tek başına 7-8 silahlı adamın arasına girip hepsini darmadağın ettiğini hepimiz biliyoruz, üstelik tek bir tabancayla. Hiç ıskalamadan tek mermiyle adam öldürüyor bu karakter. Saçmalığın daniskası.
Ümit ediyorum ki, bu film beklediğimiz kadar güzel olur. Zira yine senaristler aynı karakteri abartmaya ve 'Tanrılaştırmaya' çalışırsa, filmden ümidimizi peşinen kesmemiz gerekir. Pana Film'e buradan geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Bir dahaki yazımda buluşmak dileğimle ..
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Ağu 2010
23 Ağu 2010
Kayıp Armağan
Kayıp Armağan'ı izlemediyseniz, animasyon filmi izledim dememelisiniz. Harikulade bir başyapıt. Yaklaşık 45dk.lık süper bir eser. Film kadar konusu da hayli müthiş ve insanı içine çekip sürükleyecek türden. Gerçek hayatla hayalin muhteşem karışımı. Senaryo Cemal Hünal'a ait. Yönetmen ise kardeşi Kerem Sami Hünal. Seslendirenler ise gerçekten müthiş bir kadrodan ibaret; Tuncel Kurtiz, Pelin Batu, Ali Poyrazoğlu,Emrah Elçiboğa, Necip Memeli, Gürsu Gür, İke Aykut Oğul, Kazue Suzuki, Alper Develioğlu, Keisei Takashima, Engin Alkan, Zeki Atlı.
Hikaye şöyle; Torajiro Yamada isimli samuray, yurdu olan Japonya'dan çok uzaklara önemli görev için gönderilmiştir. İmparatorunun emriyle Osmanlı Sultanı II.Abdülhamit'e, Ege sahillerinde korsanların saldırısına uğrar ve kılıç çalınır. II. Abdülhamit kılıcın bulunması için son Yeniçerilerden Orhan'ı Yamada'ya rehberlik etmesi için üzere görevlendirir. Zamanlarının Gerisinde kalmış iki savaşçı Kayıp Armağan'ı bulmak üzere yola çıkarlar. Onları müthiş bir savaş beklemektedir..
Hikayesi kısaca böyle animasyon filmin. Sinemalarda yayınlanmadan direkt TV'ye verilmişti dün. Sebebi ise sinemalarda yayınlanacak kadar uzun bir animasyon film olmaması. Biz izleyiciler için hiçbirşey farketmez. Eğer bir filmi beğendiysek ve izlemek istiyorsak, her ne olursa olsun mutlaka bulur alır izleriz. Film dün FoxTV'de yayınlandı. İleriki günlerde diğer kanallara sıçrar mı bilemeyiz. Ama gerçek şu ki, bu animasyon film gerçekten izlenmeye değer.
İzlemeyenler için, buyrun fragman.
Kayıp Armağan Fragman. Yapımcı: Sobee Stüdyoları Video: Vimeo.
İyi seyirler dilerim. Bir dahaki yazıda tekrar buluşmak dileklerimle..
Hikaye şöyle; Torajiro Yamada isimli samuray, yurdu olan Japonya'dan çok uzaklara önemli görev için gönderilmiştir. İmparatorunun emriyle Osmanlı Sultanı II.Abdülhamit'e, Ege sahillerinde korsanların saldırısına uğrar ve kılıç çalınır. II. Abdülhamit kılıcın bulunması için son Yeniçerilerden Orhan'ı Yamada'ya rehberlik etmesi için üzere görevlendirir. Zamanlarının Gerisinde kalmış iki savaşçı Kayıp Armağan'ı bulmak üzere yola çıkarlar. Onları müthiş bir savaş beklemektedir..
Hikayesi kısaca böyle animasyon filmin. Sinemalarda yayınlanmadan direkt TV'ye verilmişti dün. Sebebi ise sinemalarda yayınlanacak kadar uzun bir animasyon film olmaması. Biz izleyiciler için hiçbirşey farketmez. Eğer bir filmi beğendiysek ve izlemek istiyorsak, her ne olursa olsun mutlaka bulur alır izleriz. Film dün FoxTV'de yayınlandı. İleriki günlerde diğer kanallara sıçrar mı bilemeyiz. Ama gerçek şu ki, bu animasyon film gerçekten izlenmeye değer.
İzlemeyenler için, buyrun fragman.
Kayıp Armağan Fragman. Yapımcı: Sobee Stüdyoları Video: Vimeo.
İyi seyirler dilerim. Bir dahaki yazıda tekrar buluşmak dileklerimle..
13 Tem 2010
Kanal-i-zasyon
İşte böyle usta oyuncu kadrosundan oluşmuş bir film Kanal-i-zasyon. Her ne kadar 2009'da çıkmış, üstünden bir sene geçmiş olsada, bu film öyle kolay kolay unutulmaz. Filmi buradan satın alıp izleyebilirsiniz.
9 Tem 2010
Türkiye'nin İlk Yerli Otomobili: Devrim
İsmi ve şekli kulağa hoş gelsede, hüzünlü bir hikayesi vardır Devrim'in. Gelin size bu hüzün dolu hikayeyi kısaca anlatayım.Türkiyenin kendi otomobilini üretebileceği konusunda ilk fikri Cemal Gürsel'in konuyu dikkate almasıyla, ordunun binek otomobil ihtiyacını karşılamak amacı da güden, ilk yerli ve seri üretim hedefiyle başlanan otomobil projesi, dönemin rakamlarıyla 1.400.000 TL ödenekle 4.5 ay gibi kısa bir süre içinde tamamlanmıştır. Otomobil dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'i Cumhuriyet bayramına götürerek hem tanıtımını hem ilk vazifesini gerçekleştirecekken benzinin bitmesi nedeniyle sadece 200 metre gidebilmiştir. Cemal Gürsel tarafından "Garp kafasıyla araba yaptık, şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk" mizahi tabirine de konu olmuştur. Otomobilin yolda kalmasının sebebi ise trende oluşabilecek bir tehlikede zarar görmemeleri düşüncesiyle Eskişehir'den Ankara'ya taşınan devrim otomobillerine benzin konulmamasıdır(O zaman hale Türkiye'de trenler kömürle çalıştığından lokomotiften sıçrayacak kıvılcamlar benzinin alev almasına neden olacağından benzin az konulmuştur.). Otomobillerin ihtiyacı olan benzinin de Ankara'da konvoy yolunun üzerinde bulunan bir benzin istasyonundan alınmasına karar verilmiştir. Ayrıca benzin istasyonuna kadar olan kısa mesafedeki gerekli benzinin mühendisler tarafından tren ile taşınması, mühendislerin hatayı en aza indirgemek için bütün detayları düşündüklerini gösterir.Ancak Cumhurbaşkanının Meclis önünde beklediği haberi alınınca yakıt ikmaline ,fırsat olmadan hemen meclise gidilir.Bu konvoyda iki Devrim otomobili vardır biri bej,diğeri siyah renklidir.(Trende gelirken siyah renkli Devrim lokomotife daha yakın konduğu için ona az benzin konulmuştur.) Cumhurbaşkanı siyah renkli arabayı daha çok beğenir ona biner ama araba 200 m sonra öksürerek durur,çünkü arabanın benzini bitmiştir.Cumhurbaşkanı gezisini benzini olan bej arabayla sürdürür. Anıtkabir'e ve tören alanına gider.Bu olaydan sonra basın sanki bilerek, bu olayı yanlış manşetlerle yalan haberlerle açıklamıştır.Manşetlerde devletin parasını boş yere gömdünüz,araç 200m gitti durdu ,bu muydu araba gibi bir sürü yalan haber yapılmıştır. Maalesef milli otomobil yapılmasını engelleyemeyen güç, seri üretime geçmesini engellemiştir. Bir zamanlar dünyada esamesi dahi okunmayan pek çok otomobil firmasından önce başlanan bir girişim de böylece doğmadan öldürülmüş oldu.
Bugün Eskişehir TÜLOMSAŞ'ta sergilenen Devrim, hala saat gibi çalışmaktadır.
İşte böyle bir hikayesi var Devrim'in. ''Türkler otomobil yapamaz, yapsa dahi kaliteli olmaz'' diyenlere güzel bir örnektir Devrim. Bugün hala tıkır tıkır çalışması da, göğsümüzü kabartan bir durum. Hikayenin daha detaylısını buradan okuyabilirsinz, hatta yapım aşamasında çekilen resimleri dahi görebilmeniz mümkün. TÜLOMSAŞ'ın bizzat açtığı bir sitedir. Eğer bu otomobil yapılırken neler hissedildiğini, sizde hissetmek istiyorsanız; ''Devrim Arabaları'' filmini izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Sanki oradaymışçasına yaşayacaksınız o anları. Devrim'in herkese örnek olması dileğimle ..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)