25 Ağu 2010

Yaz Tatilinde 'Televizyon'

Bilirsiniz yaz tatilindeki TV sıkıcılığını. Sevdiğiniz her program tatile girer, üstüne saçma sapan diziler gelir, TVde bir boşluk oluşur falan filan. Kısacası tatilinizin TV başında geçirdiğiniz zamanını size zehir zıkkım eder. Aynı sorun her zaman olduğu gibi bu yaz da başımızda. Gece programları yok, gündüz programlarımız tatilde. Boşluğu doldurmak için saçmalıklar, ve daha neler neler. Bu durumdan benim etkilenmemem mümkün değil. Çünkü ben yazılarımın neredeyse hepsini yanda gördüğünüz şu aletten çıkarıyorum. Ve  yaz ayları bana zehir oluyor bu yüzden. Her yaz ama her yaz isyan ediyorum bu kanalların baş kısımlarına. Bu ne rezilliktir? Bu ne saçmalıktır? Bu ne tekdüzeliktir? Bu laflar içimden geçerken, o anda bir hışımla TV'yi kapıyorum. Ve bilgisayara geçiyorum.

Yaz vakitleri herkes benim gibi TV'den bilgisayara yatay geçiş yapıyordur kesinlikle eminim. Bir yandan tatil, bir yandan bilgisayar ve internet. Televizyon yok. Kışın ise tam tersi. Çalışmak ve TV. Bilgisayar ve internet kesinlikle yok. Hele okuyanlar için ayrı bir dert bu. Başınızda anne ve babanız -özellikle anneler- dikilirler sürekli. O öyle, bu böyle falan filan diye. İçinizden ne kadar kızsanız da dışınıza aktaramazsınız sinirinizi. Annedir, Babadır çünkü. Ne yaparsa yapsın bir bildiği vardır der, tutarsınız kendinizi. Ama içinizden hep yakınırsınız, falan falan işte ..

Kısacası kışın bizim rüyalarımızı süsleyen bu lanet olası alet, yazın başımızdaki en ama en büyük dert olmaktadır. Şu sol üstte gördüğünüz kara kutu, bizi hem batırır, hem çıkarır. Yani bu alet insanı vezirde, rezilde edebilecek kapasite ve boyuttadır. Ne reziller görmedik ki, vezirlerle birlikte. Ah o magazin programları. Başa bela! Saçma sapan, kulaktan dolma bir fısıltıyla neler neler uyduruyorlar. Bence bu magazin bünyesinde çalışan senaristler var. Ufak bir fısıltı veriyorsun, olay örgüsü kuruyor sana o kişi. Al sonra bunu sıcak sıcak ver TV'ye. Düşünceleri ne? Reyting olsun da, kimin battığı beni ilgilendirmez. Dervişin fikri ne ise zikri de odur hesabı yani.

Bir de şu var. Çoğu kanal oluşan boşluğu doldurmak için film koyar bünyesine. Her gün bir film mantığıyla ilerleyip, reytinge ulaşmaktır amacı. Amaa, şöyle bir hata vardır mantıklarında. O da şudur ki; 'İzleyici kitlesi, aynı filmi 40-50 defa gördüyse bir kanalda, o kanal o kitle için biter.' Bunu düşünemeyen kanal başları mevcuttur ülkemizde, tabiki örnekleriyle.

Bu yüzden her kanal baş'ı takip etmelidir, yüksek beğeni alan herşeyi. Ama sadece içlerinden TV'ye uygun olanı koymalıdır kanalına. Yoksa orasını burasını sansürleyip yayın akışına bırakıvermek, iş değildir efendi! Siz benim bu yazdıklarımı ciddiye alır da uygularsanız eğer, göreceksiniz nasıl da yükselivermişsiniz diğer kanallar arasından. Çünkü bunu yazan o izleyici kitlesinden biridir. Ve unutulmamalıdır ki, halkı dinlemek hep kazanca hızlıca ulaştırır.

Bir dahaki yazımda görüşmek dileklerimle.

1 Yorum yapıldı:

Ali Beşbudak dedi ki...

Bencede doğru, her yaz geldiğinde TV'de bir şey olmadığı için sabah 10:00 da açılan bilgisayar akşam 12:30'da kapanıyor

Yorum Gönder